ANTALYA


Yüzölçümü: 20.723 km²

Nüfus: 2.288.456 (2015)


Antalya sahip olduğu çağlayanları, doğal plajları, zengin tarihi eserleriyle, fuarlarıyla, dört mevsimde de turist cennetidir. Bir başka deyimle; Turizmin başkentidir. “Türk Rivierası” adını almıştır. Yivli Minare Antalya’daki ilk islam yapılarındandır. XIII. yüzyıla ait bir Selçuklu eseridir. Kaidesi kesme taştan dır. Gövde kısmı tuğla ve firuze renkli çinilerden yapılmıştır. 8 Yivlidir. Minare günümüzde Antalya kentinin sembolü durumuna gelmiştir. Yüksekliği 38 m. olup 90 basamaklı bir merdiven ile çıkılmaktadır.

Antalya doğudan batıya yüksek dağlarla çevrilidir. Yaklaşık 10 dağ 2500 metreden ve iki dağ 3000 metreden yüksektir. Bölgenin yaklaşık %60’ı çam ormanları ve Akdeniz bitkileri ile yeşillenmiştir. Dağlardan denize ulaşan birçok bağımsız ırmak vardır. Ovalar alivyonlu topraklar ile zengin tarım arazisi karakteri vermektedir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.

webantalya1

webantalya2

Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz’in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. Nisbi nem ortalaması % 64 olan Antalya’da deniz suyu ısısı ortalaması, ocak ayında 17,6 °C, nisanda 18,0 °C, ağustosda 27,7 °C ve ekimde 24,5 °C’dir. Şehrin Doğusunda bulunan Konya altı plajı çakıl, Batısında bulunan Lara plajı ise kumdur. Tatile gelenler gündüz deniz ve güneş gece eğlence ile 24 saati dolu dolu yaşama imkanına sahiptir. Plajlarda düzenlenen gece eğlencelerinde sahilde ateş yakılır, havai fişekler atılır. Çeşitli yarışmaların yanı sıra müzik ve dans vazgeçilmezlerdendir.


Antalyada kar yağmadığı gibi kışın bile denize girilebilir günlerin sayısı oldukça fazladır. Yazın aynı anda hem denize girebilmeniz hemde Saklı kent’de kayak yapmanız mümkündür. Ayrıca su sporları ve dalgıçlık imkanları bulunmaktadır. Antalya’da doğa bitki örtüsü yönünden çok zengindir. Kıyı şeridinde her türlü tropikal bitki görülebilir. Yer yer dev boyutlara ulaşan kaktüs türleri Antalya’ya ilk gelenlerin hemen dikkatini çeker. Kıyıdan uzaklaşılıp Toros’ların eteklerine gelindiğinde, Akdeniz ülkelerine özgü maki bitki örtüsü egemenliği görülür. Her tür meşe ve çam ağaçlarının oluşturduğu sağlıklı ve gür ormanlar makileri izler. Ova bölgelerinde, pamuk ve susam tarlaları, portakal, limon ve muz bahçeleri ayrı bir güzellik oluşturur. Toros’ların güneylerinden kaynaklanan çok sayıda irili ufaklı akarsu, ovalara bereket akıtarak Akdeniz’e ulaşır. Tamamı berrak ve temiz olan bu sular, geçtikleri yerlerde ve denize dökülürken eşine ender rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar.

webantalya3

webantalya4

Antalyada kar yağmadığı gibi kışın bile denize girilebilir günlerin sayısı oldukça fazladır. Yazın aynı anda hem denize girebilmeniz hemde Saklı kent’de kayak yapmanız mümkündür. Ayrıca su sporları ve dalgıçlık imkanları bulunmaktadır. Antalya’da doğa bitki örtüsü yönünden çok zengindir. Kıyı şeridinde her türlü tropikal bitki görülebilir. Yer yer dev boyutlara ulaşan kaktüs türleri Antalya’ya ilk gelenlerin hemen dikkatini çeker. Kıyıdan uzaklaşılıp Toros’ların eteklerine gelindiğinde, Akdeniz ülkelerine özgü maki bitki örtüsü egemenliği görülür. Her tür meşe ve çam ağaçlarının oluşturduğu sağlıklı ve gür ormanlar makileri izler. Ova bölgelerinde, pamuk ve susam tarlaları, portakal, limon ve muz bahçeleri ayrı bir güzellik oluşturur. Toros’ların güneylerinden kaynaklanan çok sayıda irili ufaklı akarsu, ovalara bereket akıtarak Akdeniz’e ulaşır. Tamamı berrak ve temiz olan bu sular, geçtikleri yerlerde ve denize dökülürken eşine ender rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar.


Kurşunlu Şelalesi; çam ağaçlarının arasında zengin florası olan bu mükemmel şelale. 18 m yükseklikten dökülür, 7 adet küçük göletin küçük şelaleciklerle birbirine bağlandığı, 2 km’lik bir kanyon içindeki bu şelale ve piknik yeri 33 hektarlık bir alanı kaplar.

“İskender Şelalesi” de denilen Düden Şelalesi, şehir merkezinin kuzeyinde olup merkeze 10 km uzaklıktadır. Şelalenin bulunduğu yer sık ağaçlı ve yemyeşil görünümü ile cenneti andırır. 40 m yükseklikten dökülen suyun kaynağı; şelaleye 22 km uzaklıkta olan “Kırkgöz Mevkii”dir. Mağaraya inilerek, arkadan da izlenebilen şelalede ayrıca görülmeye değer kaya mezarları da mevcuttur. Ayrıca şelalenin düştüğü yerdeki tabandan su kaynak halinde çıkmaktadır.

Denizden yaklaşık 1050 m. yükseklikte Antalya’nın kuzeyinde geniş düzlükler meydana getiren traverten basamaklarından sonra yükselen Torosların Güllük Dağı yamaçlarında yer alan antik Termessos şehrinin surları, kuleleri, kral yolu, Hadrian Kapısı, Gymnasium, tiyatro, odeon, zengin süslemeli mezarlar, sarnıçlar ve drenaj sistemi gezilebilir.

webantalya5

webantalya6

Belek, Şehir merkezine 30 km uzaklıkda ufak bir tatil merkezi olmasına rağmen adını duyurmuş bir beldemizdir. Bunun en büyük nedeni ise doğa ile iç içe spor yapma olanağı sunan Türkiye’nin en büyük golf alanlarının bu bölgede bulunmasıdır. Bu spor uzaktan bakıldığı zaman rutin bir spormuş havası verse de golf tutkunları için vazgeçilmez bir spordur. Golf oynarken, saatlerce atış yapmak ve topunuzun peşinden yürümeniz gerekir ve bu da vücudunuzu oldukça hareket ettirmenizi sağlar, bunun yanı sıra beyninizi de çalıştırmanız, topa ve oyuna oldukça iyi adapte olmanız gerekmektedir.


Kale içi Antalya’nın kalbinin attığı yerdir. Buram buram tarih kokar. Denizle doğanın muhteşem aşkını burada görmeniz mümkündür. Deniz ve kara surları tarafından kuşatılan kent merkezine bugün “Kale İçi” denmektedir. Kale içini gezerken mimarisi doğa güzelliği sizi alıp geçmişe götürür. Kale İçi’nin sokakları ve yapıları Antalya tarihinin izlerini günümüze kadar getirmektedir. Eski evlerin önemi sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda insanların yaşam şekli, davranışları, gelenekleri ve sosyal yönleri konusunda da çok yararlı bilgiler aktarmaktadır.

Kale İçi’nin sokakları dardır. Çoğunlukla limandan yukarılara doğru, dış surlar yönünde uzanırlar. Kale içinde birçok ev aslına uygun restore edilmiştir. Kale içi günümüzde, eğlence yerlerinin, pansiyonların, restoranların, hediyelik eşya satan dükkanların ve antika halı satan mağazaların bulunduğu eşsiz güzellikte bir turizm merkezi olmuştur.

webantalya7

webantalya8

Antalya’nın yat limanı kale içindedir. Burada yatlarla çeşitli geziler düzenlenir. Bunların içinde Düden’in denize dökülüşünde çevresinde oluşan gök kuşağı görülmeye değer güzelliklerindendir Kaleiçi Müzesi, Antalya Kaleiçi’nde her ikisi de korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiş iki binada yer alan özel müzedir. Yapılardan birisi bir ortodoks kilisesi, diğeri geleneksel bir Türk evidir. Harap durumdaki yapıları satın alan Suna ve İnan Kıraç, 1993-1995yılları arasında onarımı tamamlamış; 1996 yılında müzeye çevirmiştir. İki katlı konut binası 19.yüzyıl Kaleiçi yaşantısını özel efektlerle sunan bir değişik etnografya müzesi olarak düzenlenmiştir. Kına gecesi, kahve ikramı, damat tıraşı gibi günlük hayattan kesitler canlandırılmaktadır. Aya Yorgi Kilisesi adındaki ortodoks kilisesi ise konser ve çeşitli sanat etkinliklerinin de düzenlendiği bir mekandır. Suna ve İnan Kıraç çiftinin çini koleksiyonu da bu binada sergilenir. Atatürk’e hediye edilen çini Türkiye haritası gibi değerli eserler mevcuttur.


Bugün Konyaaltında bulunan ve çağdaş bir anlayışla düzenlenmiş Türkiye’nin en büyük müzelerinden biri olan Antalya müzesinde 13 teşhir salonu ve açık hava galerisi vardır. Kapladığı alan 7.000 metre kare olan müzede sergilenen eser sayısı 5.000 kadardır.

webantalya9

İLÇELER : 15 / Antalya (Merkez), Akseki, Alanya, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradi, Demre-Kale, Kaş, Kemer, Korkuteli, Kumluca, Manavgat, Serik.

webantalya11

ANTALYA TARİHİ ÖZETİ

Antalya adını kurucusu, Bergama Kralı II. Attalos’dan alır. Attalos’a atfen Attalia adını alan kente Türkler önce Adalya daha sonra da Antalya adını verirler. Yapılan arkeolojik kazılarla Antalya ve bölgesinde günümüzde 40 bin yıl önce insanların yaşadığı kanıtlanmıştır. Antalya’nın 27 km. kuzeybatısında, Yağcılar sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunan kalıntılar Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz çağlarına aittir.

M.Ö. 2000 yılından bu yana bölge, sırası ile Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletleri, Pers, Iskender, Antigonos, Ptolemais, Selevko, Bergama Krallığı egemenliklerini tanımıştır. M.S. 7. yüzyıldan sonra bölge Selçuklular ile Bizanslılar arasında sık sık el değiştirmiş, 1207 yılında Selçukluların eline geçmiştir. Bunu Tekelioğulları, Osmanlılar, Karamanoğulları, sonra tekrar, Osmanlı egemenlikleri izlemiştir.

webantalya10

0
Baglanıyor
Lütfen bekleyin...
Mesajı gönder

Maalesef şu anda çevrimiçi değiliz. Mesaj bırakırsanız size geri döneriz..

* İsminiz
E-Posta adresiniz
* Telefon
* Konu/Emlak No
* Mesaj / Sorunuzu açıklayın
CANLI DESTEK BAŞLAT

Hoşgeldiniz !

Daha fazla bilgiye mi ihtiyacınız var? Canlı destek başlatarak zamandan kazanın.

* İsminiz
* Mesaj / Sorunuzu açıklayın
Canlı destek - Çevrimiçiyiz !
Değerlendirme

Sizlere daha iyi hizmet verebilmemize yardımcı olun! Lütfen verilen hizmeti değerlendirin.

Vermiş olduğumuz hizmete nasıl puan veriyorsunuz?